thumb1

HER ŞEY SENDE GİZLİ


“Her sabah taze bir başlangıçtır.” düşüncesiyle yeni bir güne merhaba diyebilmek, kendi mutluluğumuzun sorumluluğunu alabilmektir.

Mutluluk esasen bir bilinç işidir; yani İNSAN neyi, nasıl düşünür ve konuşursa öyle hisseder. Konuşmalarında pozitif ifadeler (huzur, mutluluk, sevgi… v.s. gibi) kullanan insanın bilinçaltı, ona bu yönde sinyaller verir ve bu yüzdendir ki, insan kendini gerçekten mutlu hisseder. Aksine; olumsuz bir bakış açısı ve düşünce yapısı da insanın uyumsuz ve mutsuz bir kimliğe bürünmesine sebep olur. Kısaca, mutluluk zihinde baylar ve insan isterse aklıyla cenneti cehennem,            cehennemi cennet kılabilir.

Hayatın içinde koştururken bir an kendimize zaman ayırıp da soluklanabilsek “neyi arıyorum ben?” diye sorabilsek, hayatımızın temel gayesinin mutluluk olduğunu bulabiliriz belki de, Çok para kazanmak, güzel bir araba, güzel bir yaşam, sağlıklı bir beden, konforlu bir ev, her türlü imkana sahip olmak v.b. gibi unsurlar mutluluğun kaynağı gibi görülse de; bunlar mutlu eden değil, bizi mutluluğa götüren birer araçtır. Bunlar mutlulukta etkin paya sahiptir; ama bunlara ulaştıktan sonra hep mutlu kalacağımızın garantisi de yoktur. Mutsuz olan birine araban, evin, maaşın, v.s. imkanların varken, halen neden mutsuzsun diyemeyeceğiniz gibi, sınırlı geliri olan insanın da mutsuz olduğunu söylemek bir yanılgıdır. Çünkü mutluluk, aynı zamanda var olan ile yetinmeyi ve var olana şükretmeyi bilme becerisidir. Yalnız, bahsedilen kabulleniş, değiştirme gücünü de barındırmalıdır içinde her daim. Bu davranış şekli bana tarihten bir Hitit duasını hatırlatıyor. Şöyle diyor duanın bir bölümünde; “ Allah’ım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla. İkisini ayırt edebilmem için de akıl ver.”

Mutluluk, küçük yaşlarda öğrenilir; çünkü insana, mutluluğu da mutsuzluğu da yaşadığı doğup büyüdüğü aile ve toplum öğretir. Ailede hep yakınan, şikayetçi, mutsuz, hayattan zevk almayan birinin olması, ayrıca bunun ebeveyn olması halinde bu ailenin çocukları, mutsuzluğu bir hayat şekli ve hayatın kendisi sanırlar. Sosyal hayata mutsuz bireyler kazandırmak istemiyorsak, toplumun temel taşı aileden başlayarak mutluluğu yaşam tarzı haline getirmeliyiz.

Yüreğimizde bahar mevsiminin yaşandığı, yüzümüz ile gönlümüzün gülümsediği “AN”dır mutluluk. Belki de mutluluk; karşılık beklemeden verebilmek, paylaşmak, sevmek ve sevilmek, ait olduğunu hissetmek, inandığın değerler için mücadele etmek, kendine ve insanlığa katkıda bulunmaktır. Aslında mutluluk, küçük bir tebessüm ile kalbin bir kuş gibi kanat çırpmasıdır.

Diğer yandan, mutsuz olmak kolaydır, zor olan her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilmektir. Mutluluk arayışımız; bunda da vardır bir hayır diyebildiğimizde, bardağın dolu tarafını görebildiğimizde daha ulaşılabilir ve anlamlı olacaktır..

Sonuç olarak; iyi ya da kötü her şey aslında bizim beynimizde filizlenmekte ve beynimizde solmaktadır. Her şey bizim elimizde ve içimizdedir esasen. Mutluluk bizim istediğimiz ve izin verdiğimiz kadar bizi bulmaktadır. Gerçekten, yürekten istersek yanı başımızda bitivermektedir aslında. Yeter ki beynimizi kontrol altında tutalım. Yani; “Her şey SEN’de gizli. Yerin SEN’i çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif…”

Mutluluğa bir kuş misali kanatlanmanız dileğiyle…


Kaynak: Bakırlı'nın Sesi Temmuz 2015*Sayı 10

İletişim Detayları

Web Sitesi Editörü: Serdar DEMİRHAN

Telefon: 0505 949 60 57
Email: serdar349@gmail.com